01 Mart 2008 Cumartesi

KARA BİR KEÇİ OLSAYDIM...

Bir gün ben...
Televizyonda, çekimlerine,animasyonuna, sesine efektine epeyce uğraşılmış bir reklamı izliyordum:
"En doğal haliyle bir bozkır , kara keçiler sürüsü ve başlarında 7-8yaşlarında sevimli bir çocuk çoban , sürü otlarken çocuk bir kaç taşı üst üste koyduğu anda...
.
Garip bir şeyler olduğunu sezen sürü hareketlendi köpek havlamaya başladı "Kadıoğlu Zeybeği "
fonda...
Yer yarıldı. İçinden kapılar pencereler tuğlalar fırladı ! her parça yere düşerken, lüks bir şehir ortamı oluşturdu. Küçük çoban yer patlamasının taşını tozunu yutmuş , hasarlarını atlatmış, sürüsünü unutmuş şaşkınlıkla karşına birden çıkıveren koskoca şehri izlemekte...
.
Şehirde yaşayan çocuğun topu sokağa kaçıp çobanın önüne geldi nispet yapar gibi çoban da zaten anlamsızca baktı kaldı.. Heh orda da bi çocuk varmış dediler sevimlice el salladılar .
.
eee noldu şimdi diye izlemeye devam ediyorum: çocuk şehir mi hayal etmişti o bozkırda?sürü otlatmak yerine evde top oynamayı mı düşlemişti taşları üst üste koyarken de hayalleri mucizevi bir güçle gerçek oldu? çoban kesin rüya görüyor? gibi basit düşüncelerle heycanla anlatılmak istenenin bir kaç cümleyle özetlenmesini bekliyorum.
İşte tam da o anda
'TÜRKİYE'NİN POTANSİYELİNİ (!) GERÇEĞE DÖNÜŞTÜREN BANKA"

Üstteki reklamı izliyordum evet.
.
Reklamın amacı özetlendi sadece iki cümleyle oysa ben neler çıkarmıştım o emek sarfedilen reklamdan:
-Muhteşem doğallığın ortasına beton binalar içinde trafiğiyle yanyana lüks evler kurulabilir ve bu iyi bir şey demektir(!)
-Çoban çocuk kendi yaşamı çok kalitesiz(!) diye ( ki ülkemizde bu çocuklardan çok var ) bir kentte yaşamaya özenebilir ( kent hayatına özenen küçük, çoban olmasından dolayı kaderin bir haksızlığına uğramıştır:)
-Reklamın söylediği söze göre de
[Türkiye'nin] [ potansiyelini] gerçeğe dönüştürmek
[çoban çocuğun] [doğal yaşam alanına kurulmuş kentte yaşama hayalini] gerçeğe dönüştürmek .
.
Ülkemin potansiyeli keşke böyle ifade edilmeseydi. Şehir yerine belki bir fabrika çıksaydı yerin dibinden, reklam filmi çekimlerinin, efektlerinin emeğini kurtarırdı.
.
Ha filme harcanan emek demişken;
Karşımda kıyamet kopsaydı toprak PATLAsaydı etrafa tuğlalar fırlasaydı
ve bende kara bi keçi olsaydım durup izlemek yerine KAÇARDIM:)
ama doğal karşılamak lazım zaten "güneşin tepede ve saatin de 15:40 civarı olduğu" bir bölgemiz henüz keşfedilmedi.
.
ben yukarıdaki reklamı unutup aşağıdaki mükemmel reklamla hatırlamaya devam ediyorumTÜRKİYE'MİN POTANSİYELİNİ GERÇEĞE DÖNÜŞTÜRMEyi hedeflemiş Garanti BANKASInı



4 yorum:

blackmaster77 dedi ki...

izlerken beni rahatsız eden yönleri çok oldu.. her ne kadar bankaya karşı sempatim olsada pek açık bir mesajı yok bence... ben ikinci izleyişimde köy yaşantısının hor görüldüğünü iyi olanın ikizi olan çocuğun yaşantısı olarak gösterilmeye çalışıldığını algıladım... köylü milletin efendisidir söze herhalde sadece tarih kitaplarında kalmaya mahkum kalacak öyleki globalleşen ve liberalleşen bir dünyada o çoban çocuğun yaşama şansı yok :S

Onur dedi ki...

güzel mesajı olan bir reklam gibi başlıyor ama sonunda berbat bir senaryo ortaya çıkıyor.

Cem Akkilic dedi ki...

Blogunuz çok güzel ve başarılı tebrik ederim.Yazılarınızı sürekli takip ediyorum.Şimdi izin verirseniz dikkatinizi insani bir göreve çekmek istiyorum.
Gelin blogunuza bir kampanya ekleyelim.

Dünyada her 3 saniyede bir insan ölüyor açlıktan ve bunların büyük çoğunluğu henüz çocuk.Artık onlar için bir kampanya var!Tamamen ücretsiz!

Sizde bu kampanyayı yayınlayarak hem ziyaretçilerinizi arttırın hemde faydalı işlerinize önemli bir halka ekleyin.

Bu kampanya nedir?

Birleşmiş Milletlerin Açlık Sitesine Girin.

Orada Göreceğiniz Sarı Düğmeye Tıklayın.Dünyanın Herhangi bir Yerinde Aç Bir insan Yiyecek Alıyor. Size Hiçbir Maliyeti Yok, Yiyeceğin Parası Reklam Logolarını Görmeniz ile Reklam Yapan Sponsorlar Tarafından Ödeniyor,Tüm Yapacağınız Bu Siteye Girmek ve Yiyecek Bağışla Help Feed The Hungry) Düğmesine TIKLAMAK. Bir Saniye Sürüyor, Günde Sadece Bir Kere Bağışta Bulunabiliyorsunuz.İşte bu kadar kolay!

Nasıl yayınlayacaksınız?

Sitenin linkini aşagıda yazdığım bloglarımdan edinebilirsiniz ya da kolaylık olması için
cagdasdrama@gmail.com adresimden gereken HTML dosyasını gönderebilirim.Bir mail atmanız yeterli.

Not: Kampanyayı yayınlayan siteleri kendi blogum da Onuncuköy de asiller listesi adı altında yayınlamaktayım.Burada ki amaç katılımcıların çokluğunu gösterebilmek.Siz de kampanyayı yayınladığınız taktirda lütfen cagdasdrama@gmail.com adresime web sayfanızın linkini içeren mailinizi yollayın ve listede adınız yer alsın.

Cem Akkılıç

Kampanya detayları için;

Cem Akkılıç

http://cakkilic.blogspot.com/

http://cemologyonuncukoy.blogspot.com/2008/03/alik-kampanyasi.html

Kampanyayı blogunda yayınlayan ASİLLER

http://cemologyonuncukoy.blogspot.com/2008/03/alik-kampanyasi-ve-asiller-listesi.html


Önemli not:Kampanyayı yayınlamak isterseniz kolaylık olsun diye HTML dosyasını gönderebilirim.Tamamen size kalmış bir durum.

buhsem dedi ki...

OP. DR. TEOMAN DOĞAN
ESTETİK PLASTİK CERRAHİ UZMANI
estetik,burun estetiği, göğüs estetiği, plastik cerrahi

Estetik cerrahi sohbetleri

“En muzur sorular”

Biliyorsunuz estetik cerrahi artık çok popüler oldu. Ayıplar kalktı, burun estetiği sonrası alçılı burunlar ile alışverişe çıkmak neredeyse “havalı”

oldu. Biz estetik cerrahlara da ilgi dorukta. Her ortamda köşelere çekilip soru yağmuruna tutuluyoruz. Lütfen yanlış anlaşılmasın, hiç şikâyetçi

değilim bu durumdan. İşte en hoşuma giden sorular ve bu sporular etrafında gelişen sohbetlerden bazıları: Estetik cerrahi, Estetik

* “Ben aslında estetiğe karşıyım” diye başlayan sorular, favorim. göğüs estetiği

Bazen, “Evet ben de karşıyım” diyorum (!)… estetik

* Eşimin haberi olmadan göğüslerime silikon taktırsam ne olur?” ya da “Şu yağları alsanız eşim anlar mı?” sorusu da zor bir soru.

“Anlamazsa eşinizi lütfen boşayın” demek en dürüst yaklaşım olur ama her zaman bu kadar açık sözlü olamıyor insan. estetik

* “Ben kaç yaşındayım sizce?” estetik

Bu cevap vermeyeceğim diye tövbe ettiğim bir sorudur Estetik. Eğer doğru söylersem büyük bir alınganlık

oluyor, hele ki fazla söylersem yandım. Ama tersi olur da genç bir yaş ağzımdan çıkarsa bu seferde işe yaramaz bir plastik cerrah olduğum

düşünülüyor. Gerçi bu gene de size küsülmesinden daha iyi. estetik

* “Çok genç gözüküyorsunuz, kaç yaşındasınız, kaç ameliyat yaptınız?” estetik

Kırkıma geliyorum estetik. Her on senede 10 kilo alıyorum ve artık sörf

yaparken bile yaşlandığımı hissediyorum. Oğlum baba “Başın niye kel ?” diyor. Ameliyatlar, kaç ameliyat yaptım ben de bilemiyorum Estetik Cerrahi. Binlerce. Bazen düşünüyorum, ne kadar çok ama ne kadar kadar çok insanı ameliyat ettim.

Depremden sonra bir tek günde irili ufaklı 12 ameliyat yapmıştım. Genç gözükmek yine de iyi bir şey. Bu sorudan memnunum.

* “Teomancım sence benim göbeğime estetik lazım mı?”

Uzun bir masa, bir akşam yemeği, gayet nezih bir restoran. Soruda bir sorun yok, sadece bir hanımın göbeğini burada açması ilgi çekiyor. Sanki

herkes bize bakıp beni tanıyor ve “cık cık” yapıyor gibi hissediyorum.

* “Sizde Burun estetiği var mı?

Yorum yok!

* “Amerika’dan mı geldiniz?”

Efendim ben bütün ihtisasımı burada, ülkemde yaptım, diplomalarımı hep buradan aldım. Sadece belli dönemlerde gittim Amerika’ya, iyi bulduğum büyük

hocaların yanına gittim, belli konuları özellikle öğrenmek için. Her seferinde de ülkeme geri geldim.

* “Eşinize estetik yaptınız mı?”

Hayır ihtiyacı yok.

* “Ben sizin anneniz olsam bana bu estetik ameliyatını önerir miydiniz?”

Evet önerirdim. Prensip olarak anneme önermeyeceğim hiç bir şeyi size de önermem. estetik

* “Hangi ünlüleri ameliyat ettiniz? N’olur söyleyin bakın aramızda kalacak”.

Bu genellikle röportaj sorusudur ve teyp ya da kamera basbayağı açıktır estetik. Cevabım da sabittir. “Ünlülerde insan, onların da hasta mahremiyetleri

var. Nasıl size söylerim? Sakın yanlış anlamayın aramızda kalacağına elbette eminim.” estetik

* “Hangi ünlüleri güzel buluyorsunuz, örneğin X in dudakları sizce altın oranlara uyuyor mu?” Estetik

Eyvah. Ben genellikle bu ünlüyü tanımıyor olurum. Muhtemelen ben ameliyattayken ünlenmiştir ve ben yine ameliyattayken çeşitli skandallar ve aşk

üçgenleri içerisinde ünü pekişmiştir. Hülya Koçyiğit, diyorum bu soruya Estetik.

Benim en çok beğendiğim ünlü o. Hele ki en eski filmlerinden birisini seyrederseniz bir insanın ne kadar güzel olabileceğine hayret edebilirsiniz.

Aynı şey Cüneyt Arkın’ın en erken filmleri için de geçerli. Gerçekten mükemmel! Estetik

* “Benim burnum ameliyatlı mı? Bakalım bilebilecek misiniz?” Estetik

Bu da tövbe ettiğim bir soru. Evet derseniz sizden nefret edilecektir, hayır cevabı ise listeden silinmenize neden olur.

* “Ben estetik burun estetiği yaptıracağım, kimi tavsiye edersiniz?”

Çok moral bozucu bir soru. Güvenilmemek, hatta yok farz edilmek çok zor. “Sizi Amerika’ da yanında çalıştığım hocam var ona yollayayım” diyorum,

“dünyanın en iyisidir”. Bu cevapla bir derece durum düzelebiliyor.

* “Bütün estetikli burunları ben anlıyorum, hepsi çok kötü”.

Peki ya anlayamadıklarınız da varsa? Belki çevrenizde ki birçok insanın burnu ameliyat edilmiş ama siz fark etmiyorsunuz.

* “Ben estetik botoksa karşıyım”. “Neden karşısınız? , “Çünkü maske gibi

yüzleri oluyor, hemen anlıyorum ben”.

Peki Estetik botokslu olduklarını nereden biliyorsunuz? Belki bu gördüğünüz ve

beğenmediğiniz yüz şeklinin botoks ile ilgisi yok, ki gerçekten de yok. Bana kızıyorlar. “Yok yok var, ben biliyorum, maske yüz oluyor” cevabını

alıyorum genellikle. Bu safhada bir şey söyleyemiyorum.

Mesleğimi çok seviyorum. Herhalde başka hiç bir işi bu hevesle yapamazdım ve estetik plastik cerrah olmasam kendimi eksik hissederdim. Sadece yaptığımız bu işin bilimsel temelleri

olduğunu ve gerçekten çok emek vererek bu yere gelebildiğimizi anlatamamak bazen zor oluyor. Ama bu da bizim işimizin bir parçası. Siz yine de bana

sormak istediğiniz her şeyi sorun estetik . Sorunuzun içten ve

gerçek olacağını biliyorum. Ameliyattan başımı ilk aldığım zaman sizi cevaplayacağım. teoman doğan

 
TRaumbilDesign " Dream as much as YOU CAN".
2008